<$BlÇarşamba, Kasım 22, 2006>

<$Bl

Latif Demirci’nin “Çeviren Latif Demirci” isimli enfes bir kitabı vardır.
Caravaggio, Rembrandt, Manet, Renoir, Van Gogh, Hopper gibi ressamların tablolarını kendi çizgisiyle yeniden çizdiği, boyadığı işleri topladığı bir kitap.

Sert kapaklı,ciltli, 96 sayfa.
Bu kitap benim kütüphanemin baş köşesinde durur, bakarken ne kadar keyif aldığımı anlatamam.


Etiket fiyatı 15 YTL olan kitap, ki bu rakam bile bu kitap için az, bugünlerde
Ideefixe.com sitesinde 3.8 YTL’ye satılıyor.Hemen bu yazıyı okumayı bırakın ve fırsat kaçmadan siparişinizi verin.



Ayrıca, Murat Belge’nin;

“Latif Demirci çizdiği dünyanın, özellikle de insanların, "sahici" ya da "gerçek" gibi sıfatlarla andığımız dünyaya ve insanlara çok benzemediğinin farkında olmalıdır. Ama bundan fazla şikâyetçi olduğunu sanmıyorum. Olsa olsa, "sahici" dünyanın eksikliğine veriyordur aradaki farkı. Zaten benzerlik çoğalsa, o da başka türlü çizmek zorunda kalacaktı.”

diye başlayan nefis sunuş yazısının tamamına, MetisKitap.com sitesinin
bu sayfasından ulaşılabilir.

Mustafa Arslantunalı da Virgül dergisinin 33. sayısında şöyle yazmış;

"1996’da yayımlanan bu benzersiz kitap, karikatür ile resmin ilginç bir bileşimi. Kitabın adı kendini biraz ele veriyor: Demirci, Caravaggio’dan Botticelli’ye, Picasso’dan Van Gogh’a, Renoir’dan Hockney’e dek bir dizi ressamın tablolarını almış, karikatürün dünyasına “çevirmiş”. Ama ‘karikatürleştirmeden’, mizah ya da nükte katmaya çalışmadan. Bazen insan okurken bir cümleyi göz ucuyla düzeltip öyle geçtiğini fark eder. Babaanneniz filmin sonunu beğenmiştir ama bu mutlu sonu bildik dünyaya biraz daha uydurmaktan kendini alamaz: “E üc tane kızan da yapar bunlar emen”. Demirci’nin de bu tabloları beğendiği, ama her birini kendi dünyasına uydurmak istediği belli. Koca burunlu, patlak gözlü, eğri bacaklı karikatür tipleri, Matisse’in, Velazquez’in, Rembrandt’ın... resimlerine girmişler, renkleri ve desenleri hiç bozmadan “esas oyuncular”ın yerini alıvermişler... Hiç de öyle resmin evine taşradan gelmiş akrabalar gibi iğreti durmuyorlar üstelik. Rollerinin gereği neyse yapıyorlar: Van Gogh imzalı mahkûmlarla Latif imzalı mahkûmlar hem çok farklılar birbirlerinden hem de çok benzeşiyorlar. Picasso’nun sade yemeğiyle Demirci’ninki arasındaki tek fark, tabii ki ucuz şarap şişesinin yerini plastik su şişesine bırakması değil. Picasso resmin dünyasından karikatür evrenine taşınmış oluyor; düzgün bir çeviride olması gerektiği gibi, aslına sadık bir şekilde – bu imkânsız olsa da…"

Kaçırmayın, sakın!

<$Bl0um:

<$BlYorum Gönder